7 Eylül 2012 Cuma

Büyümekten Yoruldum! (2)


Annemle bir yere gitmekten nefret ediyorum çünkü sürekli peşimden koşturup bana bir an olsun rahat vermiyor! Bugün annemle birlikte vapura bindik, ben hayatımda ilk kez vapura bindiğim için çok heyecanlandım. Her yeri keşfetmeliydim, bu yüzden çılgınlar gibi koşturmaya başladım(kendimi kaybetmiş olabilirim ama inanın bu elimde değil). Tam da kendime göre bir pencere bulup dışarıya doğru sarkmaya çalışırken, beni bir abla tuttu. Kucağına alıp denizi görmeme yardımcı oldu. O sırada annem koşturarak,(soluk soluğa kaldığını söylememe gerek yok sanırım) arkamızda göründü. “Aaaa rahat bırak ablayı!” diye çığlık atıp, beni ablanın kucağından indirdi! Annemi gerçekten anlayamıyorum, ilk kez vapur gördüğünde kendisi neler yapmıştı kim bilir! Ayrıca ben o ablayı hiç de rahatsız falan etmiyordum! Annem yine benim ne yaptığımı benden daha iyi biliyordu(!) Bir defasında da dedemle kremalı bisküvi yerken böyle yapmıştı. Ben kremalı bisküvinin sadece kremasını yemeyi seviyorum. O gün de kremaları yalayıp, bisküvileri dedeme veriyordum ve dedem kahkaha atıp, bisküvileri midesine indiriyordu. İşte tam o sırada annem içeri girdi,(bazen sadece beni görebilen 3. bir gözü daha olduğunu düşünüyorum) “Dedene ayıp değil mi? Bak, adamcağız zorla senin bisküvilerini yiyor!” diye bana kızdı. Hâlbuki dedem çok mutluydu. Ama annem her şeyi benden daha iyi biliyor. Bunu bir defasında babama sormayı denedim ama aldığım cevap hiç de iç açıcı değildi: “Anneler her şeyi bilir!” Eğer böyle bir olasılık varsa, gizlice burnumu karıştırdığımı, bazen bilerek altımı ıslattığımı, yemeği sevmediğim zaman çaktırmadan kediye verdiğimi, hah neredeyse unutuyordum, komşumuzun biblosunu kırıp gizlice halının altına sakladığımı da biliyor olmalı. Bunları bildiği hâlde bana hâlâ kızmaması aklımı karıştırıyor. Neye kızıp neye kızmayacağını karıştırabiliyorum. Bir keresinde annemin yaptığı kremalı pastaya parmağımı daldırıp kremayı mideme indirmiştim ve annem bana kızmıştı. Ama doğum günümde “Hadi bakalım, kremaya bir parmak at ve tadını çıkar,” dedi.  Annemi anlamak bazen çok zor. Neyi ne zaman yapmam gerektiğini ezberlemek için çok çaba göstermeliyim ve her gece süt içmem bile ezberimi geliştirmiyor! Oysa annem süt içen çocukların her şeyi çabucak öğrenebildiğini söylemişti!(Not: Bana zorla süt içiriyorlar)

Büyümekten Yoruldum!


Geçen akşam bize gelen misafirler (burada isimlerini vermek istemiyorum) bana neredeyse tüm büyüklerin sorduğu o meşhur soruyu sordular: Söyle bakalım, anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?  Yüzlerine uzun uzun baktım, bilmiş bir cevap versem arkamdan konuşacaklardı, “Ne sevimsiz bir çocuk, hep yaşından büyük laflar ediyor!” diyeceklerdi. Büyükler neden böyle anlamıyorum. Her şeye edecek bir lafları var! Bir de bu soruyu sorarken yüzlerini şekilden şekle sokarak gülmeye çalışıyorlardı. Sempatik olmak için böyle yapmaya çalışıyorlar galiba. Oysa o kadar aptal görünüyorlar ki! Neyse, bu soruya cevap verebilmem imkânsızdı çünkü ben annemi mi yoksa babamı mı daha çok sevdiğim konusunda bir karar verebilmiş değilim. Biraz daha büyürsem bu konu üzerinde düşünürüm belki.  Şimdilik, bana geçen hafta bisiklet aldığı için annemi daha çok seviyorum. Ama babam durmadan şu sözü veriyor : “Okula başladığın zaman sana yepyeni bir çanta, önlük, renk renk kalemler, defterler alacağım.”  Babam böyle dediği zaman onu daha çok sevesim geliyor.  Sonra düşününce, aslında okulun çok da ilgi çekici bir yer olmadığını düşünüyorum. Bunu bana ablam söyledi. Çok sıkıcıymış ve belki “bu kadarcık aklımla” okumayı bile öğrenemezmişim. Böyle olursa beni lunaparka götürmezlermiş çünkü lunapark sadece okuma yazma bilen büyükler in gidebileceği bir yermiş. Okuma yazma bilen bir insan neden lunaparka gider ki? Ben okuma yazmayı bilsem yapacak bir sürü işim olur ve lunaparka gidecek zaman bulamam. Galiba ablam bana yalan söylüyor, ben okuma yazmayı öğrenmesem daha iyi olacak. Misafirlerin sorusu hiç hoşuma gitmedi ama çilekli pastayı yemediği için bayan misafiri biraz sevdim diyebilirim. Çilekli pasta çocuklar içindir. Yarın uyanıp kahvaltımı yaptıktan sonra (kahvaltıdan önce abur cubur yememe izin vermiyorlar)o pastayı ben yiyeceğim. Bu arada “abur cubur “ kadar kötü bir isim daha bulunamazdı! O kadar güzel şeyler için bu isim çok kötü, haksızlık! Bir de sadece ablam kola içebiliyor, ben içmek istediğim zaman içine su katıyorlar! Zaten hayatım boyunca kola diye bana pekmez içirmişler! Bunu fark ettiğimde annemin ve babamın bana yalan söylediğini anladım ve çişimi tuvalete yapmadım, altıma kaçırdım. Bunu hak ettiler!